Tüm Halklar Kardeştir

 

  

 

 

VAN DEPREMİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

Sevgili dostlar, yoldaşlar, Van da ki depremden sonra ortaya çıkan iğrenç ve bir o kadar da yüz kızartıcı, yorumlar, söylemler, televizyon da ki kendini bilmez tiplerin konuşmaları, Türkiye’nin ne hale geldiğini, insanlığın ne hale geldiğini ortaya koymuştur. Kendine insanım diyenler bu sözleri sarf edemez.

Sarf edenlerde insan olamaz. Sevgili dostlar aslında insanoğlu insanlaşma sürecini yaşıyor, ne zaman ki savaşsız sömürüsüz, kardeşlik ve sevgi için de bir dünya kuracak o zaman insanoğlu insanlaşma sürecini tamamlamış, insanlaşmış olacak.

  Bu çirkin olaylardan etkilenip, asırlardır türkülerimize ve şiirlerimize konu olan turnalara anlattım bu çirkinliği.

TURNALAR

 

Buralarda insanlığı vurmuşlar

Gidin buralardan gidin Turnalar

Özgürlüğün kanadını kırmışlar

Gidin buralardan gidin Turnalar

 

Gökyüzünde özgür, özgür dolaşın

Engin denizleri, dağları aşın

Özgürlükler ülkesine ulaşın

Gidin buralardan gidin Turnalar

 

Burada avcılar kurmuşlar pusu

Dinlemen dağlarda dumanı sisi

Kırın engel olan demir kafesi

Gidin buralardan gidin Turnalar

 

Eğlenip kalmayın, vakitli geçin

Dostluğun, barışın, suyundan için

Burda insanlık yok, konmadan göçün

Gidin buralardan gidin Turnalar

 

Erciş’in üstünde saygıya durup

Van da ki dostların yarasın sarıp

Komünist Ozana bir selam verip

 Gidin buralardan gidin Turnalar

Komünist Ozan

26 Ekim 2011

DUYSANA

Memleketin haline

Baktıkça gülüyorum

Onlar ağla diyorlar

Gülmekten ölüyorum

 

Yeter gayrı duysana

Duyup da uyansana

Azrail tırpanını

Çaldı garip Hasan’a

 

Köyün Çobanı Recep

Seslendi etrafına

Duyup geldi birkaç kelp

Durdu onun safına

 

Yeter gayrı duysana

Duyup da uyansana

 Daha da uyanmazsan

Yazık olsun, tu sana

 

Recep Çoban olunca

Çabuk döndü köşeyi

Köylüler yoksullaştı

Kayıp etti neşeyi

 

Çobanda kalmadı ar

Ne mal kaldı ne davar

Çobanı kovmak için

Kul Sefilden çağrı var

                                  

16 Mart 2011

20.40  Çarşamba



 BİN SELAM

(Kemal Tükler in anmasında)

Toplandık başına seni anmaya

İşçi sınıfından bin selam Türkler

Zalimler bu işi bitti sanmaya

İşçi sınıfından bin selam Türkler

 

Bak işte toplandık geldik başına

Zorbaların yaptıkları boşuna

Bu düzenin gitmese de hoşuna

İşçi sınıfından bin selam Türkler

 

 

 

  

Tarih yazdın sendikacı yanınla

Damarında o Komünist kanınla

Gurur duyuyoruz şimdi seninle

İşçi sınıfından bin selam Türkler

 

Unutulmaz on altı Haziran'lar

Tankın mermisine karşı duranlar

Yanıldılar seni öldü sananlar

İşçi sınıfından bin selam Türkler

 

Köpekler çok yaşayamaz ininde

Ant içeriz mezarının önünde

2001 yılı anma gününde

İşçi sınıfından bin selam Türkler.

  

SEVGİLİ DOSTLAR, YOLDAŞLAR, TEK BİR TKP VARDIR ODA 10 EYLÜL 1920 DE MUSTAFA SUPHİ ÖNCÜLÜĞÜNDA BAKÜDE KURULMUŞTUR BAYRAĞIDA ORAK ÇEKİÇTİR.

 

  ORAK ÇEKİÇ, TKP

 

Bakü de kuruldu 1920 de

Bayrağı “orak çekiç”

TKP sınıfımın partisi

Yığınlar içinde sendin büyük güç

 

Dalgalan fabrikalarda ey orak çekiç

Seninle kurtulur işçi sınıfı

Dalgalan tarlalarda, durma hiç

Seninle kurtulur köylüler ancak

 

 

 Orağınla temsil edip köylümü

Dağda taşta seninleyim diyorsun

Çekicinle işçi sınıfısın fabrikalarda,

 Kurtuluşu için mücadele ediyorsun

 

Dalgalan tüm dünyada ey orak çekiç

Seninledir insanlığın kurtuluşu

Dalgalan ki sınırları olmayan bir dünya için,

Değişsin dağlarda açan çiçeklerin kokusu.

 

Komünist Ozan

Kul Sefili

Komünist Ozan kul Sefili  

 

Bir TKP'li Komünist Daha Ayrıldı Aramızdan

  İsmail Özdemir, kendi deyimiyle işçi İsmail 1960 yılında Ordu da doğdu. İlkokulu İstanbul da okudu. 14 yaşında iş hayatına atıldı. 16 yaşında sigortalı çalışmaya başladı. Çalıştığı bölgenin, işçi sınıfının protesto gösterilerinin yoğun olduğu Taksime yakın olmasından kendini yeni arayışların içine çekti. Bu arayışlar esnasında solcu ve devrimcilerle tanıştı. Bu insanların getirmiş olduğu kitaplardan, gazetelerden çok etkilendi. Böylece devrimci siyasete adım atmış oldu. Bu arada Emeğin birliğine sempati duydu, 12 eylül darbesine kadar Emeğin birliği sempatizanı olarak mücadelesini verdi. 12 eylül darbesinin solcuların üzerinden buldozer gibi geçtiği bir dönemde TKP’ in mücadeleci ve savaşkan, işçi sınıfı içinde yığın dağlarına hitap etmesi İşçi İsmail’ i de (TKP) parti içinde mücadele etmeyi cazip kıldı
İşçi İsmail’i bundan sonra ki parti içinde gelişen yanlışlar ve ihanetler hiç etkilemedi. O her dönemde partiye yakışır tarzda, gerçek komünist bir kimlikle yaşamasını ve mücadele etmesini devam ettirdi. Ta ki Nebi Yağcı ve ekibinin partiyi likidasyona götürmesine dek. İşçi İsmail’i bunlarda yıldırmadı, o gerçek komünist kimliğiyle bir partili gibi yaşamasını devam ettirdi. Kanser denen zalim iki bacağını da alıp yatağa mahkum edene kadar.
Kanser denen illet hastalık önce onun bir bacağını bedeninden ayardı. O hareketli ve dinamik, savaşkan yiğit insanı yatağa mahkum etti.
Kanser, yoldaşımızın bir bacağını almıştı ama ilerlemesi durmamıştı. Büyük bir hızla vücudunda ilerlemeyi sürdürüyordu, ama İsmail yoldaş “kendi deyimiyle işçi İsmail” komünist kimliğinin verdiği onurla yinede umudunu yitirmiyordu. Bu kimlikle böyle de olsun yaşamayı, yoldaşlarının arasında nefes almayı bütün acılarının önünde tuttuğundan vücudunun her yerinin lime lime doğranmasına bile razı olduğundan öbür bacağının da kesilmesine izin vermişti. Yani barikat arkasında faşizmle mücadele eder gibi kansere karşı direniyordu. Sonucunu bildiği halde direncini yitirmiyordu, kimliği uğruna, yani yıllarca içinde mücadelesini verdiği TKP in (1920 de Baku de kurulan) dirilişini görme umuduyla tüm acılara ve sıkıntılara göğüs geriyordu. Bütün bu acılara dayanma direnci onun gerçek komünist kimliğinden geliyordu.
Ürünün 9 sayısında yayımlanan İsmail yoldaşa hitaben yazılan şiirde şair aynen bu ifadeyi kullanmıştı. “Gerçek komünist İsmail Özdemir’e” demişti. Bunu burada yine tekrarlıyoruz, çünkü o gerçek bir komünisti. O gerçek bir komünisti, çünkü hiçbir zaman komünizmi savunmaktan ve onun için savaşmaktan ne yıldı, ne geri durdu. O gerçek bir komünisti, çünkü o düşüncesinden hiç ödün vermeden komünist ilkelerin dışına çıkmadan yaşamayı kendine şiar edinmiş devrimci işçiydi. Burada gerçek komünistte nedir diyen olursa, kısaca onu da açalım. Çünkü kendine komünistim diyen herkes komünist olamaz. Öyle çok özüyle sözü bir biriyle uyuşmayan kendine komünistim diyenler var ki. İşte bu nokta da gerçek komünistler onlardan ayrıdırlar. Gerçek komünistler, ideolojisiyle, yaşantısıyla, Marksizm’e, Leninizm’e bağlılıklarıyla, işçi sınıfı içinde ki mücadeleleriyle kendilerini gösterirler. Bütün bunların hepsi eksiksiz olarak partili mücadeleyi savunan İsmail yoldaşta mevcuttu. Onun içindir ki gerçek komünist vurgulamasını fazlasıyla hakkediyordu. Bunların dışın da, bir kere komünizme yürekten inanmıştı. Kanserle mücadele ederken sık sık ziyaretlerine gittiğimizde , bizler bu onurlu insanın özlemine tanık olduk, bizlerin mücadele azimlerini biledi:
Ona gerçek komünist diyoruz; çünkü iki bacağını da kaybetmiş vaziyette kanserle mücadele ederken, acısına dayanılmayacak ağrılarını bertaraf edip, sokaklarda, meydanlarda, fabrikalarda, ne olup bittiğini öğrenmek, o konuda bilgilenmek istiyordu. Bu da onun, o durumda bile mücadeleden kopmadığının,direngenliğinin bizler için yol gösterici önemi vardı. Bununla birlikte yoldaşlarını ve dostlarını acılarıyla, sancılarıyla üzmemek için, tüm acısını içine gömüp dışarı vurmuyordu.
O gerçek komünist olduğu kadarda iyi bir TKP li idi. TKP den söz açıldığında gözleri umutla parlıyordu. Çünkü o TKP si için canını bile seve seve vermeye hazırdı. Onun özleminde ki TKP yığınlar içinde örgütlenmeyi başaran, yığın dağlarından oluşan, ve savaşkan bir ruh taşıyan işçi sınıfının önder partisiydi. Ama birilerinin sonradan çıkıp TKP’ in ismini gasbetmesine de çok üzülmüştü. Çünkü TKP isminin bir marka gibi kullanılmasının çok büyük siyasi terbiyesizlik olduğunu savunuyordu. Bunları savunurken de bu kendine komünistim diyen liboşlara haddinden fazla öfkeleniyordu. Bu da onun ne kadar TKP ye bağlı biri olduğunu gösteriyordu.Bu yoldaşımızın bu yaşantısından dolayı ona gerçek komünist demeyi daha uygun gördük.
Bu gerçek komünist insanın kanser denen illet, önce bacaklarını aldı alanlardan uzaklaştırdı, alanlardan uzaklaştırdı ama mücadeleden uzaklaştıramamıştı. Ve sonunda onu 22 kasım 2001 tarihinde ebedi olarak aramızdan ayırdı. Ama aramızdan ayrılan onun yalnızca manevi bedeniydi. Çünkü İsmail yoldaş fikir olarak mücadelemizde ilelebet yaşayacaktır. Çünkü biz onu gönüllerimize gömdük.Mücadele yoldaşı Resim Öz, evinin önünde cenazenin başında yoldaşlarına aynen şöyle seslenmişti. Eğer bir gün sokaklara birilerinin heykeli dikilecek olursa. Bilin ki bu kişi İsmail Özdemir olmalıdır. Demişti. Çünkü İsmail yoldaş yaşamını bu sözlere uygun, gerçek bir komünistin yaşayacağı biçimde sürdürmüştü. Onun tek mücadelesi proletarya ve bağlaşıkların kurtulması içindi . İnsanlığın kurtuluşunun komünist rejimde olduğuna inanıyordu ve onun için mücadele ediyordu.
İsmail yoldaşın cenazesine ÖDP den, Şamandıra işçi birliği aktivistleri ve kendi mücadele yoldaşlarından 200 kişiyi geçen kitle katıldı. Komünist İsmail Özdemir’i direngenliğine yaraşır bir biçimde uğurladık: Son konuşmayı mezarı başında yine bir yoldaşı yaptı. Bu yoldaşta İsmail Özdemir’in mücadelesinden ve mücadele içindeki TKP li direngenliğini vurguladı.
Tabii ki amansız hastalıkla nasıl bir mücadele verdiğini de vurgulamadan geçemediler. Bu konuşmaların sonunda saygı duruşu yapıldı ve ardından İsmail yoldaşın eşi Gül beyaz bacının, yoldaşın selamını, yoldaşlarına iletmesi ortamı biraz hüzünlendirdi.
Yazımızı İsmail yoldaşı yakından tanıyan şairin şu dizeleriyle noktalıyoruz

“ Bu gün bir yolcumuz var; yoldaşlar!
Hepiniz uğurlamaya gelin
Gelin uğurlayalım onu yoldaşlar!
Parti marşıyla, Enternasyonalle
Yumruklar sıkılsın, kenetlensin eller
Acımız büyük, biliyoruz bunu hepimiz
Ama en az onun kadar direngen olmalıyız.

Ve bu gün bir yolcumuz var yoldaşlar.
Gelin uğurlayalım onu
Bu bizim ne ilk yolcumuz, nede sonu,
Bundan sonrada olacak yolcularımız.
İsmail Bilene, Boz Mehmet’e selam gönderelim
Karşılasınlar yoldaşımızı
Hayrullahoğlu açsın yüreğini
İşçi İsmail’i sarıp sarmalamaya.
Gelin yoldaşlar, hepiniz gelin
Yolcumuzu uğurlamaya.

 Komünist Ozan

Kul Sefili

 

 

 

 

 

 

Etiketler

Haberler

02.06.2010 23:31

Ustalara düşsel mektup

  HAZİRAN’DA YAŞAMAK ZOR... (Nazım Hikmet ve Orhan Kemal Ustalara) Bu gün 2 Haziran Pazartesi, hep size yazmak, size anlatmak istiyorum dağarcığımda birikmiş kelimeleri, ama neresinden başlayacağımı, kelimeleri nasıl ifade edeceğimi kestiremiyorum. Çünkü bu günün bende ayrı bir...

Kitaplarım

01.08.2011 20:34

Halk Şiirinde Emperyalizme başkaldırı

 ÖNSÖZ DEVRIMCİ  ŞİİR  Eskiden var mıydı, başka yerlerde hâlâ var mıdır, bilmem ama, Basel’deki bir toplantıda Yusuf Ter’in elime tutuşturduğu duyuru, insani duyarlılıkların “hoş bir sada” olduğu bugünlerde doğrusu şaşırttı beni. Avrupa’da yaşayan bazı Türkiyeli ozanların bir...

Sitede ara

İletişim

Komünist Ozan Kul Sefili Sancaktepe/ İstanbul
kulsefili.websahasi. com
http://suphican.webnode.com.tr/
0535 466 60 89

Komünist Ozan Kimdir?

13.08.2011 20:37

Komünist Ozan Kimdir?

Çorum'un Sungurlu ilçesinin Beylice Köyünde 1964'te doğdum. Yoksul bir ailenin üçüncü ve son çocuğuyum. İlkokulu köyümde bitirdim, orta öğrenimime 1977'de Ankara Atatürk Lisesin de yatılı olarak başladım. Ortaokulu basarıyla bitirdim,  Liseyi de bazı siyasi nedenlerden do layı bırakmak...

Kardeşim Cafer\'e Mektuplar

23.05.2010 17:22

Hücrede ki

  Gözlerimiz bağlı başımda cellat Kimin kim olduğun göremez oldum İşkencehanede yoktur adalet Zalimin zulmünü kıramaz oldum   Gasbetmişler orda insan hakkını Çevirirler manyütünün çarkını Başlayınca elektrik akımı Elimi kaldırıp vuramaz oldum   Su içinde vücuduyun yarısı Colpla vurur...

Babama Şiirlerim

11.07.2010 18:32

nereye gittin

Nereye Gittin  Hani, Hüzünlü gecelerimde, kapımı çalıp, oğlum diye seslenirdin ya!.. şimdi hüzünler içindeyim, sen yoksun, kapımı çalanda yok... oğlum diyende nereye gittin?   Babamın ölümünün ardından

SİYASİ YAZILAR

Bu bölüm boş.